Londra, Yunanistan ve birazda İstanbul katılmış Portakal ağaçları ve palmiye ağaçlarıyla süslenmiş şirin küçük bir ülke Güney Kıbrıs.
Londra`nın güneşli ve masmavi denizlisi (med cezirden çok etkilenmeyen bir deniz), portakal ağaçları ve palmiyelerle dolu hali, Yunanistan`ın küçük ve biraz daha az gelişmişi. Limasol`da eski Türk mahallelerini görmeli ve küçük dükkânları gezmelisiniz. Türk mahallesindeki köhne görünümlü çocuk parkında bol köpüklü kahve içmeli ve su muhallebisi yemelisiniz. Güney Kıbrıs`ın gece hayatı aktif olan köşesi Ayia Napa, bir dönem öyle yükselişe geçmişti ki; İbiza`ya rakip olduğu bile iddia edilmişti. Son bir iki yıldır popülaritesi azalsa da çılgın eğlenceleri devam ediyor.
Yeme-içme konusunda kuzeyde bulabileceğinizden daha fazlası yok. Aynı tatlar, aynı sunumlar (aslında bu aynılık durumu sofralardan konuşma tonlamalarına ve insan ilişkilerine kadar her yerde karşınıza çıkıyor). Kuzeyden en büyük farkı, büyük otel zincirlerinin neredeyse tamamının güneyde yer alması, ve tabii ki bir de büyük markaların olduğu alışveriş merkezleri ve sokaklar... Bölünmüş başkent Lefkoşa`da ara sokaklarda dolaşırken rastlayacağınız küçük butiklerde, ikinci el kıyafetlerin en güzelleri bulunuyor. Larnaka`nm yerel el işlerinden bulursanız mutlaka alın. Yalnız Larnaka`nm bakir kıyılarını gezecekseniz, dört çekerli bir araç kiralamanız en iyisi.
NASIL GİDİLİR
Adanın güneyine Türkiye`den direkt uçuş bulunmuyor. Atina üzerinden hava yolu ile gitmek en iyisi. Kuzey Kıbrıs’tan Güney Kıbrıs’a T.C. Vatandaşları için henüz mümkün değil.
Bu Makale için Travel +Leisure dergisine sonsuz teşekkürler sunarız.
Travel +Leisure dergisi ve çalışanlarına başarılarının devamını dilerim