Anasayfanız yapın    Favorilerine Ekle   E Mail   Tlf : 0 216 337 81 00   Otel ekle  Arama  
Tatil FM
Ana sayfa Oteller Gezi Yerleri Foto Galeri Video Balayı Tatil FM Acenteler Rent a car Tatil
 » Kategoriler

Afyon

Antalya

Aydın

Balıkesir

Denizli

Doğu Anadolu

Gezi Notları

Istanbul

İzmir

Karadeniz

Muğla

Yurt Dışı
 » Seçme oteller

- Fethiye

Agdaki Kayik

Akçay

Akçay Turizm

Akdag

Alanya

Alanya Arkeoloji Müzesi

Alanya Kalesi

Alanya Surlari

Alaska

Altınoluk

Antalya Hamamlari

Antalya Magaralari

Antalya Müzesi (Merkez)
    

Güney Sibirya

 Sibirya, Türk tarihi açisindan eskilik ve derinlik anlam­larini birlikte tasir. Geçmisten günümüze uzun zincirli bir halka gibidir. Bu halkanin bazi zincirleri zayif, bazilari saglamdir. Bazi zamanlarda tarihimizi aydinlatmakta, bazi zamanlarda belirsizlige sürüklemektedir.


Aslinda Sibirya, bünyesinde tasidigi maddi kültür alanlari ile önemli bir mihenk tasidir. Afanasyevo, Okunyev, And-ronovo, Tagar Tastik, Karasuk gibi en eski kültürler ve etki alanlari bunun bazi tanimlamalaridir. Bu kültür alanlarinda ele geçen antropolojik malzemeler ve arkeolojik buluntular sayesinde Türk tarihinin baslangici hakkinda söz söylemek mümkün olmaktadir. Birçok arastirmaci en eski Türk yur­dunun Güney Sibirya`da oldugu konusunda hemfikirdir.
Büyük Hun Imparatorlugumdan beri Güney Sibirya bölgesi, bugünkü Gorno Altay, Tuva, Hakasya ve civarlari Türk tarihinde farkli bir islev görmeye baslar. Çünkü otorite merkezi Mogolistan`da Ötüken olarak adlandirilan Orhun Irmagi bölgesinde yükselmisti. Orta Asya`yi hâkimiyeti altina alan Hun, Göktürk, Uygur devletlerinin odak nok­tasi burasi olmustu. Dolayisiyla Türk tarihinin hareketliligi yüzyillarca dogu bati istikametinde gelismisti. Bu durumda Güney Sibirya kenarda kalmis görüntüsü vermektedir.

Peki, ne olmustur bu süreçte? Öncelikle eski Türklerin sürgün bölgesi olmustur. Bu durumu Sibirya`nin zor iklim sartlan ile iletisim yollarinin üzerinde bulunmayisina bagla­mak mümkündür. Herhangi bir sekilde iktidar sahipleri ile çatisan hanedan üyeleri kendilerine bagli küçük gruplarla kuzeye çekilmisler ya da çekilmek zorunda birakilmislardir. Mesela 581 yilinda yapilan seçimde kaganlik tahtina çika­mayan Göktürk hanedanindan Ta-lo-pien yanina ailesini ve adamlarini alarak Baykal Gölü havalisine çekilmistir. Bura­larda ormanlarin, daglarin, vadilerin arasinda soyutlanmis bir sekilde yasarlarken, tahti elinde tutanlarin hem hismin­dan korunmuslar, hem de onlari rahat birakmislardir.

Hun Imparatorlugu zamaninda Güney Sibirya`da Kir­gizlar (Ke-k`un), Ting-linglerin yasadigi Çin kaynaklari tarafindan bildirilmektedir. Kirgizlar, 7. yüzyildan itibaren siklikla tarih sahnesinde görünür olmuslar; nihayet 840`tan sonra kesin varliklarini hissettirmislerdir. Bundan sonra hiç kaybolmayarak günümüze ulasmislardir. Ting-ling kavrami ise çok daha fazla açiklanmaya muhtaçtir. Çünkü bu bölgede gösterilen Ting-lingler, Urallar`a kadar uzanmislar, bütün Kuzey Kazakistan bozkirlarini kaplamislardir. Kaynaklar­dan anlasildigina göre Ting-lingler, Bati Orta Asya`daki Türk kökenli boylarin atalarinin genel adidir. Kipçaklarin ve Oguzlarin atalari da bu boy grubunun içinde idiler. Iste, bu boyun da ilk çikis yeri Güney Sibirya`da Altay, Sayan ve Tanri Ula daglarinin etrafindaki vadilerdir.

Dogu bati yönü  açisindan ele alindiginda pek stratejik görünmeyen Güney Sibirya, aslinda koruyucu, kendisine siginani bagrina basan anaç bir konum üstlenmistir. Daglar, vadiler ve uçsuz bucaksiz ormanlar herkesi korur. Diger taraftan Orhun Yazitlari*nda da açikça bildirildigi gibi dev­lete isyan eden Güney Sibirya boylari -ki bunlarin basinda Kirgizlar ve Çikler geliyordu- üzerlerine yürünerek bastiril­mistir. Tonyukuk`un da yazitinda açikça ifade ettigi gibi asi­lerin yani sira bölgenin çetin sartlari ile mücadele edilmisti.

Göktürklerin yerini alan Uygurlar döneminde de durum degismedi. Bölge boylari bazen itaat ettiler, bazen de karsi koydular. Kirgizlar 840 yilinda yüz bin süvari ile Orhun`daki Uygur baskentini basip Büyük Uygur Kaganligi`na son ver­diler. Bu olay Orta Asya tarihinde bir dönüm noktasidir.

Mogolistan cografyasini 50-60 yil ellerinde tutan Kirgi güçlerini kaybedip geri çekilince, Türklerin agirlik merkezi batiya kaydi. Buna ragmen Sibirya tarihsel rolünü oynayip, bünyesinde bulunan Türk kökenli kabileleri korumaya devam etti.


Bölge kabileleri Cengiz Han`in Mogol devletinin bünye­sinde yer aldilar; önemli roller oynadilar. Kirgizlar, Sibirya`yi terk edip Tanri Daglari havalisine gelerek Kirgizistan`i olus­turdular. Burada orman halki anlamina gelen Oyratlardan bahsetmek gerekir. Çesitli kaynaklarda Kalmuk, Cungar gibi adlarla anilan bu halk Sibirya`dan Altaylar`i asarak, 15-18. yüzyillar arasinda bütün Orta Asya`yi kasip kavurdu. Sonuç­ta Mançu asilli Çinliler tarafindan yok edildiler (1756 civari). Yerlerinde kalanlar ise Rus istilasina boyun egmek zorunda kaldi. Nihayet günümüze basta Gorno Altay, Hakasya ve Tuva gibi üç özerk cumhuriyet olmak üzere bölgenin Rus nüfusuyla birlikte yasayan küçük kabileler kaldi.

Yazar: Ahmet TASAGIL



Ekleyen : Ahmet TASAGIL

Tarih : 1 Subat 2008, Cuma

Okunma : 1527

Link :

© 2007-2008 Tatil FM
Gizlilik | Reklam | Fethiye | Ölüdeniz | erken rezervasyon | fethiye
Bu sitede yayınlanan yazılar site sahibinin yazılı izni olmadan, kısmen dahi olsa kullanılamaz.