Köycegiz Mugla iline bagli çok sirin bir ilçemizdir. Ingiliz kraliyet ailesinden baslayip, Japon prensine ve Ispanyol veliahdina uzayip giden bir ünlüler listesi... Hepsinin Ortak özellikleri, Türkiye`ye geldiklerinde, kimseler duymadan da olsa Köycegiz`e ugramadan edememeleri. Bu gizli ilginin odak noktasi, kendi sevimli dünyasini yasayan Köycegiz`in adindaki mütevaziligin içinde sakli.
Bazen yesil, bazen sararmis sazliklarin sarip sarmaladigi kiyilar... Uzun boylu
Günlük ormanlari. Dallarinda limonlar, portakallar ve mandalinalariyla narenciye
bahçeleri... Hele hele Mart aylarinda sokak aralarini dolduran limon
çiçeklerinin dayanilmaz kokusu. Yesilligin koynunda, kivrila büküle, ine çika
uzayip giden yolun, sizi alip götürdügü o güzelim lacivert sulariyla Ekincik
Koyu... Arkada, ormanlarin gerisinde, baslari ebruli bulutlara dogru uzanmis dag
silsileleri... Kaynagi bu daglardan beslen çagiltili çaylar... Onlarin besledigi
kimi zaman durgun, kimi zaman çalkantili Köycegiz Gölü...
Labirent gibi sazliklarla çevrili kanallarin sag yamacina yaslanmis, zirvesinde
eski zaman Tanrilarinin bulustugu söylenen "Olympos" , diger adiyla "Ölemez
Dagi"... "Ölemez" daginin göle bakan yemyesil yamaçlarinin dibinde, beyaz ufacik
kubbeleriyle sifali Sultaniye Kaplicalari, az ötesinde de ünü asirlar öncesine
dayanan "Çamur" göletleri... Kanallarin hemen basladigi yerde solda, kirmizi
kiremitli evleriyle Dalyan ve karsisinda çaglarin mirasi Kaunos kenti, gizemli
kral mezarlari...
Yörenin insani da iklimi gibi iliman, yumusak ve sakin. Yasamin sorunlarini
büyütmeden, oflayip püflemeden ellerinden geldigince çözmeye çalisiyorlar. Iyi
kötü herkesin basini sokabilecegi bir evi var, bazilarinin üç bes agaçtan da
olussa bir mandalina bahçesi, birkaç keçi ve inekleri de var. O küçücük tek
katli evlerin hepsi de kendine göre bir özen içersinde: Teneke kutulara dikilmis
kokulu karanfiller, kizil sardunyalar, bahçe kenarlarinda koca yaprakli muzlar,
katmerli begonviller, salkim sögütler, göl kiyisinda çay bahçeleri...
Civar köylerden ve yüksek yaylalardan, her Pazartesi kendi küçük bahçelerinin,
tarlalarinin ürünlerini sepetlere doldurup Köycegiz`e tasiyan köylüler... Civil
civil bir semt Pazari... Binbir çesit baharat satan ihtiyar amcalar, Dogal
alanlarda yetismis sebzeleri tahta tezgâhlara dizen kadinlar. El emegi göz nuru
çeyizlik islemeleri pazarlayan gelinler. Elmalari parlatan çocuklar, yolun
üstüne gerilmis tentelerin altinda rengârenk plastiklerini, alüminyum
tencerelerini yaymis seyyar zücaciyeciler. Binbir kokuyu üzeri kalpli minik cam
siselere doldurup satan "misçi". Yerel tezgâhlarda dokunmus kumaslar, çiçekli
basmalar, koyun çingiraklari, göz alici boncuklar, delikli keçi peynirleri, boy
boy kavanozlarda zeytinler, mevsim uygunsa mantarlar, çintarlar, dünya
sofralarinin en degerli yemeginin malzemesi kuzugöbekleri... Daglardan
getirilmis kar serbeti satan beyaz önlüklü, pos biyikli bir adam. Dumani mis
gibi kokan tezgâhtan köfte ekmek yiyerek karnini doyuranlar. Oraya buraya
çömelmis ya da bagdas kurmus beyaz yemenili nineler, önlerinde dizi dizi
bakraçlarda ayran ve kaymakli yogurtlar, birkaç domates, bir topak yag, bir
bakraç salça, sepette taze yumurtalar... Onlari satacaklar da, aldiklari üç bes
kurusu evlerine götürecekler. Hepsi güler yüzlü, tok gözlü... Herkesin hosuna
gidebilecek bir renk, koku ve ses cümbüsü Köycegiz pazari. Hiç aklinizda yokken
satin alip bir yigin seyi doldurdugunuz Pazar torbalarin agirligini bile
hissetmiyorsunuz bu senlikli kalabalikta...
Köycegiz sirtini yemyesil sariçam ormanlarina dayamis... Sandras daginin,
Köycegiz Gölü ve Akdeniz`e bakan yamaçlarindaki Agla yaylasi, on üç kilometre
uzaklikta, denizden sekiz yüz metre yukarida. Köyün ortasinda, Eski küçük
caminin yaninda, çinarlarin gölgesinde yüksek terasli bahçesiyle bir kahve var.
Yaylanin lezzetli suyuyla demlenmis tavsan kani çaylar aninda tahta masada...
Köycegiz, Göl ve Akdeniz manzarali bu sirin kahvede içilen çayin tadi, sanki bir
baska.
Yuvarlakçay, sularinda ördeklerin dolastigi asirlik agaçlarin gölgesinde bir su
cenneti. Alabalik, tandir ve yerel mezelerle masanizi hemen donativeren güler
yüzlü çocuklar... Çinar agaçlarinin dallarina kurulmus salincaklarda çinlayan
çocuksu kahkahalar. Sözün özü, her mevsim ayri bir yasanasi güzellik burada.
Biraz tepeye dogru yürümeyi göze alirsaniz, suyun kaynagina ulasiyorsunuz,
köylülerin deyimiyle suyun gözüne... Ne hos, ne anlamli... Yeraltindan çikan
suyun dünyayi ilk kez gördügü yer, suyun gözü...
Dik yamaçlarda genç çamlarin yaninda asirlik çinarlar, günlük agaçlari ve kumlu
çakilli topragi delerek çikan soganli bitkiler. Çevrede Binbir çesit kus,
serçeler, yaliçapkinlari, kizil gerdanlar, saz bülbülleri, puhular, sahinler.
Köycegiz`e yagmur da bir baska yagar. Su topragi, toprak da suyu özlemis gibi
kavusurlar... Iki sevgili gibidir onlar burada... Koyun koyuna, canlari çektikçe
kucaklasip sevisirler coskuyla... Toprak hep istiyor suyu, o da yerden gökten,
dagdan tepeden geliyor ona... Sik yagan ama arkasindan hemen günesin açtigi
bereket dolu saganak yagmurlar.
Daglarin bögründen sarki söyler gibi kopup gelen akarsular. Dingin ve bilge
Köycegiz gölü. Kenarinda binlerce yillik Karia ve Likya uygarliginin parmak
izlerinin, alin terinin hala yasadigi kanallar. Atlas Okyanusu ile bu sahiller
arasinda gizemli ve sonsuz bir kilimi dokuyup duran caretta carettalar ve
onlarin yumurtladigi altin sarisi kumsallar...
Ne Yenir ? Balik ürünleri hem ucuz hem de bol
Yapmadan Ayrilma : Gece Köycegiz gölünde tekne ile Mehtap turuna çikin.
Sulataniye kaplicalari ve çamur banyolarina girin.Beyobasi`na ugrayin, Tandir
kebap ve kiremitde alabalik yiyin.Iztuzu plajina ugrayin kaplumbagalarla
arkadaslik edin.Köycegiz gölünde, Labirent gibi sazliklar arasinda tekne ile
tura çikin..