Anasayfanız yapın    Favorilerine Ekle   E Mail   Tlf : 0 544 605 2041      Arama  
Tatil FM
Ana sayfa Oteller Gezi Yerleri Foto Galeri Video Balayı Tatil FM Acenteler Rent a car Golf Club
 » Kategoriler

Afyon

Antalya

Aydın

Balıkesir

Denizli

Doğu Anadolu

Gezi Notları

Istanbul

İzmir

Karadeniz

Muğla

Yurt Dışı
 » Seçme oteller

- Fethiye

Agdaki Kayik

Akçay

Akçay Turizm

Akdag

Alanya

Alanya Arkeoloji Müzesi

Alanya Kalesi

Alanya Surlari

Alaska

Altınoluk

Antalya Hamamlari

Antalya Magaralari

Antalya Müzesi (Merkez)
    

Nemrut`un Eteginde

 Bu kez yolum Adiyaman ve Kahra­manmaras`a düstü. Yolculugun sebebini sorarsaniz, "yemek" diye yanitlarim. Yemek için bu kadar uzaklara gidilir mi diye bir baska soru yöneltirseniz, "elbette" der, lez­zet yolculuklarinin tadinin bir baska oldugu konusunda sizi ikna etmeye çalisirim.


Adiyaman`i ilk kez görüyordum. Kena­rinda, kiyisinda dolasmis ama yolumu bir türlü oraya düsürememistim. Derli toplu, kendi halinde, kösede kalmanin kirginliginda, yatirim bekleyen, sesini duyuramayan, is kapisi kisitli, gençlerine gelecek hayalleri sunamayan bir kent Adi­yaman. Yemek faslina sonra geliriz, önce hem çevrede hem bugünde hem de dünde gezinmek gerek.
Adi Bizans döneminde Pordonium, 757`de Halife El Mansur`un ele geçir­mesinden sonra Hüsnümansur olan Adiyaman`in en büyük övünç kaynagi, zirvesinde krallarin oturdugu Nemrut Dagi`nm kendi sinirlari içinde olmasiydi. Bu dagi hiçbir komsu kentle paylasmak niyetinde degillerdi. Bu konuyu tartismak bile istemiyorlardi. Varlari yoklari zaten bir tek bu dagdi.


"Zirve karlidir, bu mevsimde çikamaz­siniz" uyarilarini kulak arkasi edip direk­siyonu Nemrut`a dogru kirdim. Otuz bes kilometre sonra karsima Kâhta ilçesi çikti. Kâhtali Miçe`nin türkülerini dinlerken bu kasabayi baska türlü düslemistim: Uzakta, yalniz ve küçük... Öyle olmadigini gördüm. Apartmanlar, oteller, genis yollarla Kâhta meger koca bir kente benzermis. Nemrut Dagi`na ve Kommagene Kralligi yerlesimle­rine gitmek isteyenler için en ideal üslerden biriymis.

Kâhta`dan çikinca, karsimda uçsuz bucaksiz yalniz topraklar belirdi. Tepeler, daglar, tarlalar göz alabildigine uzanip gidiyordu. Uzaklarda, Atatürk Baraji`mn uzantisi gümüs gümüs parliyordu. Bu yal­niz topraklarin gizledigi petrolü çikartan pompalari nedense esege benzettim. Aç karnini doyurmak için otlayan kara bir esege. Sonra Karakus Tümülüsü`ne sap­tim. Yüksekligi 35 metre olan bu tas yigi­ninin, Kommagene krallarindan birinin anitmezari oldugunu buralara gelmeden ögrenmistim. Okudugum kitapta anlati­lan üç sütunu gördüm. Birinin üstünde hiçbir sey yoktu, birinin üstünde bir boga kabartmasi, digerinde ise bassiz bir kartal figürü vardi. Tümülüs adini iste bu kustan almisti. Ama neden "kara" demislerdi, onu anlayamadim.


Sonra yalniz yollarda döndüm dolastim, antik dönemde adi Khabinas olan Cende­re Deresi`ne vardim. Derin bir kanyonun agzindaki Roma köprüsünün üstünden karsi yakaya geçtim. Orada üç küçük çocu­ga rastladim. Bir tasin üstüne oturmus bir seyler anlatip gülüsüyorlardi. Etrafa bak­tim. Onlara ait ne bir ev ne bir köy gördüm. Çocuklara "Neredensiniz" dedim, karsidaki uzak tepeyi gösterdiler. Ben onlari defteri­me "Cendere Köprüsü`nün çocuklari" diye not düstüm.
Yüz yirmi bes metre uzunlugundaki köprünün iki ucunda birer çift anit sütun bulunuyormus. Ben üç sütun saydim. E sütunlar Imparator Septimius Severus. -Iulia Domna ve imparatorun ogullan Cari calla ve Geta onuruna dikilmisti. Geta öltr ce kardesi onun sütununu söktürmüstü.


Sonra az gittim uz gittim Nemrut`un eteklerine vardim. Rastladiklarim da "yuki ri çikma" diyince inatlasmadim, "gördük­lerim yanima kar kaldi" deyip gerisin ger. Adiyaman`a döndüm.
Orada ne yedin diye soracak olursaniz cevabim agzinizi sulandirabilir; Süreyya E: Lokantasi`nda, tepside yapilan Adiyamar. kebabi damagimda unutulmaz tatlar birak­ti. Sofra Restoran`da pisirilen "kavurmali hitap", hamurla et birlesince ortaya nasil muhtesem tatlarin çikacaginin en güze. kanitiydi. Pasa Konagi`nda sac üstünde domates, sogan, aci dolmalik biber ile cizir cizir kizaran kebabin tadi ise damak çatla­tan cinstendi.


Yola lezzet yolculugu diye çikmistim, yemeklerin yani sira geçmis dönemi gör­düm, yalniz topraklarin tadina vardim. Zaten yolculuklar bir bahane ile baslayip rastlantilarla sürüp gitmez mi!

Atlas Dergisi Sayi: 178 Sayfa: 34 Yazar: Mehmet Yasin



Ekleyen : Mehmet Yasin

Tarih : 19 Ocak 2008, Cumartesi

Okunma : 336

Link :

© 2007-2008 Tatil FM
Gizlilik | Reklam | Fethiye tasarım | Dalyan | Fethiye | Tr Hotels | Oray| Travel FM | Tatil | Ölüdeniz | Gezi | Gezgin | Anatolia Turkey | Mojo
Bu sitede yayınlanan yazılar site sahibinin yazılı izni olmadan, kısmen dahi olsa kullanılamaz.