Yakin bir zamana kadar Istanbul`un ilçesi olan Yalova, Samanli Daglari`nin Marmara Denizi`yle bulustugu kiyi seridine kurulmus bir yerlesim yeri. Deniz, dag, vadi, selale, orman, termal sular gibi doganin insanogluna sundugu pek çok güzelligi, bu mütevazi ilin sinirlari içinde bulmak mümkün. Yalova`ya ulasmak, bir hafta sonu Istanbul içinde herhangi bir yere gitmekten daha kolay. Yenikapi, Kartal ve Pendik gibi Istanbul`un farkli noktalarindan kalkan deniz otobüsleri kisa sürede sizi buraya ulastiriyor.
Kentin kiyi seridi parklar, yürüyüs yollari ve yeme-içme
hizmeti veren çesitli mekanlarla oldukça iyi düzenlenmis. Sahil boyunca uzanan
genis alan gün boyu yürüyüs yapan, bisiklete binen ya da köpegini gezdiren
insanlarla dolu.
YÜRÜYEN KÖSK
Yalova`nin merkezinde görülecek en enteresan yer "Yürüyen
Kösk". Bu köskün hikayesi ise söyle: 1929 yilinda Bursa`ya gitmek için
Istanbul`dan, Ertugrul Yati ile Yalova`ya gelen Atatürk, sahilde gördügü asirlik
bir çinar agacini çok begenir. Bu çinarin yani basina bir kösk yapilmasi emrini
verir. Kösk kisa sürede tamamlanir.
Atatürk bir gün köske gittiginde; bahçivanin çatiya dayanan
agaç dallarini kesmeye çalistigini görür. Bu duruma sinirlenir ve derhal köskün
agaçtan uzaklastirilmasi emrini verir. Imkansiz gibi görünen bu emir titizlikle
yerine getirilir. Kösk, temeline kadar kazilarak raylar üzerinde agaçtan
yaklasik bes metre kadar uzaklastirilir. Atatürk`ün dogaya olan sevgisini en iyi
anlatan bu olaydan sonra kaydirilan yapi, "Yürüyen Kösk" olarak anilmaya
baslanir.
EFSANELERLE ÇINLAYAN DOGA: SAMANLI DAGLARI
Yalova`nin yakin çevresinde görülmeye deger mekanlar
oldukça fazla ve sira disi. Özellikle kentin yani basindan itibaren yükselmeye
baslayan, antik dönemlerdeki adi Arganthonion olan Samanli Daglari`nda,
birbirinden hos dogal alanlar bulunuyor. "Altin Post" efsanesinin maceraci
denizcileri Argonatlar`dan adini alan Samanli Daglari `yla ilgili anlatilan pek
çok efsane arasinda en ilginci Strabon`un anlattigidir: Argonatlar, Argo adli
gemileriyle Samanli Daglari kiyilarina gelirler. Hylas adli bir gemici su aramak
için kiyiya çikar ve dagin vadilerinde su perileri Nymphelar tarafindan
kaçirilir. Stra-bon, `Cografya` adli kitabinda bu bölgede yapilan bir festivalde
halkin grup halinde ormana girerek, Samanli Daglari`nin kuytularinda "Hylas,
Hylas" diye bagirip, kayip gemiciyi aradiklarini anlatiyor.
KEHANET MERKEZINDEN TERMALE
Kent merkezine 13 kilometre mesafedeki Termal, Samanli
Daglari`nin en çok öne çikan mekani. Termal eski adini, antik dönemlerin kehanet
merkezi Delphi`nin bas rahibesi Pyhtia`dan almis. Bu durum ilk yillarda buranin
sifa merkezi olarak degil, kehanet merkezi olarak kullanildigina isaret ediyor.
6. yüzyila gelindiginde Pyhtia Therma adini almasi ise Bizans Dönemi`nde kaplica
olarak kullanildigini açikça belli ediyor. O tarihlerden günümüze kadar yaklasik
1400 yildir insanlarin sifa aradigi Termal, özellikle Cumhuriyet`in ilk
yillarinda bugünkü seklini almis. Radyoaktivitesi oldukça yüksek olan Termal`in
yeralti sularinda az rastlanan pek çok mineral bulunuyor.
Bu özellikleriyle sifa arayanlarin her mevsim degismez
adresi olan Termal, kis aylarinda ise daha çok sicak sularda keyif yapmak
isteyenleri agirliyor. Oldukça genis bir alana yayilan Termal Tesisleri
bünyesinde bulunan tüm oteller, kaplicalar ve köskler Saglik Bakanligi`na bagli
olarak isletiliyor. Dogaya uyumlu mimarileriyle dikkat çeken Çinar Otel ve
Çamlik Otel`in disinda 6 adet apart daire hizmet veriyor isletme içinde. Ayrica
yakin zamanda açilacak olan Termal Otel, tesislerin yatak kapasitesini neredeyse
ikiye katlayacak büyüklükte. Ayri birimler halinde tesisin içinde faaliyet
gösteren Valide, Kursunlu, Sultan, Sira banyolari ve açik yüzme havuzu, hem otel
müsterilerine hem de disaridan gelen ziyaretçilere hizmet veriyor. Yerini
Atatürk`ün belirledigi ve 1929 yilinda ünlü mimar Sedad Hakki Eldem tarafindan
tasarlanarak, 38 günde insa edilen Atatürk Köskü, 1984 yilindan itibaren müze
olarak kullanilmaya baslamis. Konaklama konusunda Termal`in yani basinda kurulu
Gökçedere Köyü`nde de pek çok alternatif bulunuyor. Ayrica yerel ürünler satan
tezgahlar ve dükkanlar köyle Termal arasinda uzanan yol boyunca siralanmislar.
Bu tezgahlarda yörenin en ünlü ürünü olan kestane ve bal uygun fiyatlarla
satiliyor.
BIR CANLI AGAÇ MÜZESI
Yalovaile
Termalarasindakiikiyani agaçli yolun
kenarinda kurulu Karaca Arberetumu (canli agaç müzesi) bölgede mutlaka ziyaret
edilmesi gereken bir nokta. TEMA Vakfi tarafindan 135 dönümlük çok genis bir
alana kurulan arberetum 1980 yilindan beri ziyarete açik.
Burayi sadece pazar günleri 13:00-18:00 saatleri arasinda
ve rehber esliginde gezmek mümkün. Arberetumda 14.000 civarinda bitki ve agaç
bulunuyor. Bu agaçlar arasinda neler yok ki! Renkli yapraklariyla Japon akça
agaci, kutsal sayilan ve totem yapiminda kullanilan hus agaci, nesli tükenmekte
olan nebro agaci, igne yaprakli fosil agaç ve genis gövdeli mamut agaci
görebileceginiz agaçlardan sadece birkaçi.
ESSIZ YÜRÜYÜS PARKURLARI
Samanli Daglari`nda tüm bunlarin disinda ülkemizin en
önemli günübirlik yürüyüs parkurlari bulunuyor. Erikli Yaylasi, Sudüsen
Selalesi, Delmece Yaylasi, Karpuz Deresi ve Dari Dere, Samanli Daglari`nin
Yalova yakininda bulunan birkaç parkuru. Yalova`nin Tesvikiye Köyü`nden gidilen
Erikli ve Delmece Yaylalari, hemen her haftasonu özellikle Istanbul`dan
düzenlenen günübirlik yürüyüs turlarinin en gözde yerleri. Yine ayni köyden
baslayan Karpuz Deresi, zorlu parkurlari sevenleri fazlasiyla memnun edecek
düzeyde. Termal yakinindaki Üvezpinar Köyü`nden baslayarak bir Gemlik köyü olan
Haydariye`ye kadar süren Büyük Kumla Deresi parkurunun en hos sürprizi ise
kuskusuz Sudüsen Selalesi.
Öne çikanlar
•Kiyi boyunca
uzanan, insanlara ayrilmis parklari ve gezi yollari.
•Sicak
sulariyla sifa ve huzur dagitan, doganin içindeki Termal`i.
• Kenti çevreleyen Samanli Daglari`nin yaz-kis degisen
muhtesem dogasi.
• Istanbul ve Bursa`dan kolaylikla ulasilabilen dingin
haftasonu mekanlari.
•Ilginç
hikayesiyle Yürüyen Kösk ve dogayla iç içe Atatürk Köskleri.
•Binlerce
çesit agaç ve bitki türünü barindiran Karaca Arberetumu